5 Kasım 2009 Perşembe

King Diamond "Deadly Lullabyes" kritiği

Deli Kasap için yazılan 2004 tarihli bir kritik:

KING DIAMOND “Deadly Lullabyes”

Disc 1:
Funeral
A Mansion in Darkness
The Family Ghost
Black Horsemen
Spare This Life
Mansion in Sorrow
Spirits
Sorry Dear
Eye of the Witch
Sleepless Nights

Disc2:
The Puppet Master
Blood to Walk
So Sad
Living Dead “outro”
Welcome Home
The Invisible Guests
Burn
“Introductions”
Halloween
No Presents for Christmas

King Diamond’un uzun zamandır beklediğim yeni live albümü çıktı! Bunun kritiğini yazmak tabiiki benden başkasına düşmez diyerek başlıyorum işe...
Kayıtlar Kuzey Amerika 2003 turnesinde gerçekleştirilmiş. Prodüktörlüğünü Andy La Rocque ve King Diamond’un yaptığı albümün mix’leri King’in Texas’taki evinde yapılmış.
Sübjektif olarak diyebilirim ki King’in her yapıtını inanılmaz bir heyecanla karşılayan ben, bu albüme sahip olduğum andan beri yine mutluluk içinde uçuyor ve neredeyse başka birşey dinlemiyorum. Zaten 1987 Abigail konserinden sonra live bir albüm çıkartmamıştı King ve çoktan vakti gelmiş de geçiyordu. Sırf bu yüzden bile fanlarının bu albümü alması şart diye düşünüyorum. Ancak objektif de olmaya çalışacağım. Yukarıda gördüğünüz tracklist’e bakacak olursanız farkedeceksiniz ki çift CD için 20 parça biraz az, özellikle bir kısmı intro ve outro’lardan oluşuyorken. Tabiiki bunlar bir King konserinin atmosferini oluşturmaktaki en önemli etkenlerden, ancak insan bazı albümlerden birer parça bile olsun çalınmamasına da üzülmüyor değil. Es geçilen albümler The Spider’s Lullabye, The Graveyard, Voodoo ve House of God. Özellikle son ikisinden bari bir-iki parça olsaymış diyorum. Birinci CD’de iki Abigail albümüne ağırlık verilmiş. İkinci CD’de parçaların bir kısmı doğal olarak son albümü The Puppet Master’dan oluşuyor, ama yine The Eye’a ve diğer klasikleşmiş albümlerine de geri dönüyoruz bu müzikal yolculuğumuzda. “Burn”ü her dinlediğimde tüylerim diken diken oluyor doğrusu!!! King’in The Puppet Master’daki partneri Livia Zita ile yaptığı düetler de insanın içine işliyor yine.
Albümün sound’una gelecek olursak harika diyebilirim, ama – evet, burada da bir “ama” sözkonusu – keşke davullar bir nebze daha önde olsaymış. Vokallerin inanılmaz olduğunu söylememe gerek yok, ancak orada da öylesine bir mükemmellik sözkonusu ki birçok kişinin kafasında “overdub mı var acaba” sorusu belirmiş durumda. King bir röportajında hepsinin gerçek olduğunu söylediği için bu konudaki yorumları size bırakıyorum. Öyle ya da böyle, bir King Diamond fanının kesinlikle edinmesi gereken bir albüm. (Ah bir de şöyle bir live DVD çıksa, daha ne isterim...)

Seyda “Abigail” Babaoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder