20 Kasım 2009 Cuma

Groza / Bahadır Uludağlar Röportajı

2005 tarihli bir Ağrı Kesici röportajı:

Türkiye’de Black Metal dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Bahadır Uludağlar, yeni albümü GROZA “Life, After Life”ı tamamladı. Biz de bu vesileyle kendisiyle bir röportaj yaptık. Buyurun aşağıya…

Selam Bahadır. Maalesef röportajımızı mail yoluyla gerçekleştirmek zorundayız bu seferlik. Yeni projen GROZA ‘dan başlamak ve hemen konuya girmek istiyorum: “Life, After Life” albümün, yoğun çalışmalardan ve İstanbul-Ankara arası gidip gelmelerden sonra nihayet Poem Productions’dan çıktı. Biraz bu projeden ve albümün oluşum sürecinden bahseder misin? Sonuçtan memnun musun?

- Sonuçtan son derece memnunum. Türkiye’de şu ana kadar çıkmış black metal çalışmalarını baz aldığımda gayet iyi bir yerde olduğunu düşünüyorum. Yurtdışına göre de düşündüğümde çoğu kuzey grubunun albümlerinden iyi bir albüm oluşturdum bana göre. Ankara-İstanbul arası gidip gelmek birşey değil. Bu iş her yönüyle büyük özveri isteyen bir şey zaten. Her türlü zorluğuna elimden geldiği ve imkanlarım müsaade ettiği sürece severek katlanıyorum.

Niçin solo bir çalışmaya ihtiyaç duydun? Bu bir defalık bir proje miydi yoksa senden ikinci bir GROZA albümü bekleyebilir miyiz?

- Bu belki de bana şu aralar en çok sorulan soru. Cevabım yine aynı olacak elbette. Ben hiçbir projeme hevesimi alma mantığıyla başlamam. Heves almak diye bir şey yok benim için. Konu müzik olduğunda hevesim sonsuzdur. Groza başladıysa devam edecektir, benim mantığım böyle işler. Solo proje yapma isteğine gelince… bu benim hep kafamın bir köşesinde olan bir hayaldi. İmkanların daha yeni bir araya gelmesinin dışında müzisyen olarak da kendimi böyle bir şey için daha yeni hazır hissettim. Birikimlerime, tecrübeme ve yeteneklerimin ne kadar olduğunu biliyor ve bir o kadar da güveniyorum. Solo albüm ciddi, iddialı bir olaydır. Grup müziğine göre daha az hata kabul eder bir durumu olduğunu düşünüyorum. Çünkü burada tek muhatap siz oluyorsunuz ve en ufak bir eleştiri bile size yönelik yapılmış oluyor. İyi bir iş çıkardığıma inanıyorum ve her eleştiriye açığım. Zaten iyi de olsa, kötü de olsa yaptığım her şey eleştiriliyor. Bunun dışında Groza’nın 2.albüm çalışmalarına başlayalı çok oldu. 3 parça tamamlanmış durumda. Bir albüm çıktığı an eskimiş demektir, yenisine girişmek ve sürekli aktif olmak lazım.

Albüm çıktığından beri ne gibi tepkiler aldın? Özellikle sound konusunda iddialı olduğunu biliyorum. Dinleyenler aynı fikirde mi?

-Abartmıyım ama hemen hemen herkes aynı fikirde gibi. Beğeni topladığı açıkça ortada. Ben zaten iddialı olmadığım bir şey için bu kadar yaygara koparmam. Albümün başarılı olduğu bence kabul gördü. Ortamlarda hakkımda çıkan pek çok dedikodu, eleştiri vs. sayesinde insanlar beni farklı tanıyor olabilir. Belki sırf bu nedenle benden asla böyle bir iş çıkabileceğini düşünmüyordu çoğu müziksever. Fakat ben bu tarzdaki arkadaşları biraz şaşırttım galiba. Bu albüm benim için beklide bir restleşmeydi bilemiyorum. Kişiliğime varan eleştiri, dedikodu ve hakaretlere bir cevaptı beklide. Öyleyse gereken yerlere gereken cevap gitti.

Bayan vokallerden hiç hazzetmememe rağmen Duygu’nun dördüncü parçaya kattığı atmosferi çok beğendim, çok yakışmış doğrusu. Bize Duygu hakkında biraz bilgi verir misin? Nereden tanıyordun, niçin onu seçtin?

- Aslında ilginç bir tesadüftü çalışmamız. Duygu’yu hiç tanımıyorum aslında. Kendisi Groza ve Moribund Oblivion’un son albümünün prodüktörlüğünü yapan yakın arkadaşım Cüneyt Çağlayan’ın bir arkadaşıdır. Parçanın o kısmında normalde natural erkek vokaller vardı ama o esnada Cüneyt bu bölümün vokallerini Duygu’nun yapmasını önerdi. Denedik ve sesinden çok etkilendim. Sonra vokalleri yaptı. Ankara’da bir club’da caz söylüyor bildiğim kadarıyla. Yeni Groza albümünde de bir aksilik olmazsa vokalleri olacak, hem de daha yoğun olarak.

Birçok müzisyen yaptığı müziği bir kategoriye sokmaktan kaçınır. Oysa sen, bu albümde yaptığın müziğe “Turkish & Bosnian Dark-Black Metal” gibi çok spesifik bir isim vermekle kalmayıp, bu tanımlamayı albümün üzerinde de belirtmişsin. Bunların nedenleri nedir?

- Kalıpçılığa karşıyım ama yaptığınız müziğin bir adı olmalı. Groza’da heavy metal türevlerinin hemen hemen hepsinin esintileri mevcut ama genel olarak karanlık bir albüm benim gözümde. O yüzden dark dedim. “Turkish & Bosnian” benim içinde bulunduğum projelerde olması gereken bir ibare, çünkü her iki kimliğinde kültürel özelliğini barındırıyorum ve yaptığım her işte doğal olarak bu iki ülkenin ekolünü taşır diye düşünüyorum. Black metal ise benim herhalde ölene kadar duyacağım iki kelime… Temelde farklı metal türevlerinden bölümlerde olsa da bu albüm bir black metal albümü ve tanımlamasında black metal isminin kullanılması çok doğal. Yani yaptığım her şeyin bir nedeni var. Adımlarımı sağlam atarım ve üzerinde duramayacağım ipin üstüne de çıkmam.

Kapak tasarımıyla ilgili eleştiriler var. Bir art direktör olarak eminim ki birkaç farklı fikir tasarlamışsındır önceden. Neden kapağa kendini koymayı seçtin? Aslında black metal müzisyenlerinin kapağa kendi resimlerini koymaları görülmedik bir şey değil, ama makyajlı olmalarına alışığız. Seni artık neden makyajlı görmüyoruz? Eskiden yapmanın, sonradan da bırakmanın sebebi nedir?

- Dedim ya yaptığım her şeyi önceden tasarlıyorum artık. Kapak eleştirilebilir normaldir. Bu ülkede solo metal albümü olayına ne kadar alışık insanlar? Pek değil. E o zaman solo bir albümde kapakta albümün sahibinin olması neden yadırganır anlamıyorum. Şimdi kapak konseptinin nasıl oluştuğunu anlatayım: Biliyorsunuz ki kapağın genel rengi kırmızı. Albümde Bosna savaşında ölenlere adanmış bir albüm. Kırmızı kan’ı temsil ediyordu. Kapakta benim arkamda duran, suratları deforme olmuş benden oluşan bir topluluk var. Onlarda temsili olarak savaşta ölen insanlardı. Ben de kapağa göre düşünürsek onların yaşadıklarına tercüman olan, öndeki bir kişi olarak da değerlendirilebilirim belki. Metal olduğu zaman herkes efektlere bulanmış, karmaşa içinde tasarımlar bekliyor ve görünen o ki sade tasarımlara gözler pek alışık değil. İşimden örnek vermem gerekirse büyük kampanyalar hazırlarken her zaman sade bir anlatım dili kullanmaya çalışırız. Bunun amacı mesajı daha kolay ve direk verebilmeyi istemektir. Groza için de böyle düşündüm ve yaptım. Bence iyi bir kapak. her şeyden önce konseptle bütünleşen bir anlamı var ve başka pek çok kapak gibi efekt bombardımanı ve göz boyamak için yapılmadı. Ama bir yandan düşünüyorum da müzik beğenildikten sonra eleştirilen varsın kapak olsun… Makyaj olayına hiç karşı değilim ve hala yapmayı isterim ama Moribund Oblivion’un yeni tarz ve duruşuna uymayan bir imaj şuanda. Aynı zamanda Groza’nın bu albümdeki konseptiyle de uyuşmuyordu.

Çift başlı kartal senin için neyi sembolize ediyor?

- Asalet ve balkanlar.

Sözlerinle haşır neşir olmuş biri olarak soruyorum: kitapçığın basılması aceleye geldi, yazım hatalarını düzeltmeye vakit kalmadı. Neden son dakikalarda işler bu kadar sıkışmak zorunda kaldı?

- Ben maalesef çok yoğun çalışan biriyim ve genelde her işim çok hızlı gelişip sonuçlanmak zorunda kalıyor. Aslında hemen sonuca gitme anlamımda bu iyi ama planlamada hata yaparsam aksaklıklar çoğalıyor. Kitapçık basımı da öyle oldu ne yazık ki. Bu tamamen benim plansızlığım sonucu gerçekleşen bir hata. Yeni albümde daha titiz olacağım.

Bosna asıllısın ve albümü, Bosna savaşında ölenlerin anısına ithaf ettin. Albümü, savaşla kişisel hesaplaşman olarak görebilir miyiz? Şarkı sözlerinde doğrudan Bosna savaşı konusuna değinmemenin sebebi nedir?

- Kişisel hesaplaşma olarak algılanabilir elbette, çünkü orada, savaşta pek çok akrabam öldü ve ben, biz burada sadece olanları izledik. Elimden birşey gelmedi kişisel olarak. Ben de öcümü böyle alıyorumdur belki. Şarkı sözlerinde direk değinmedim çünkü bu çok yüzeysel olacaktı. Ben çok daha derine indim. Maneviyata dair kendi çapımda mesajlar verdim. Kötülüklerin sonraki hayatta nelere mal olabileceğine, iradenin önemine ve sonunda o malum büyük güçle karşı karşıya kalacağımıza değindim ve bir nevi uyarılarda bulundum. Ama bunlar ne kadar anlaşılır, anlaşılsa da ne kadar dikkate alınır bilemem. Ben görevimi yaptım bu anlamda ve rahatım. Daha açık konuşmak istemiyorum bu konularla ilgili aslında. Sende biliyorsun ki sözlerin içeriği çok farklı. Gerçek anlamları bırakalım da insanlar kendileri keşfetsinler.

Sözler, genelde içerik olarak klasik Black metal kalıplarına aykırı görünüyor. Yaratıcının gücü, ölümden sonraki yaşamı da düşünmemiz gerektiği, şiddet, yalan vb. günahlara karşı uyarılar gibi konular görüyoruz tam tersine. Birçok insana çok çelişkili geliyor bu durum, nasıl Black metal yapıp aynı zamanda düzenli bir ev ve iş hayatı yaşaman, sigaralı, içkili bar ortamlarından uzak durman da çelişkili geliyorsa. Sen bu konulara nasıl bakıyorsun? Görünürdeki bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsun?

- Az önceki çok detaylı konuşmayı istemediğim konu buydu aslında. Bu neden çelişki olsun? Bir rocker, metalci herneyse illa düzensiz, paspal mı olmak zorunda? Bütün zamanını barlarda mı geçirmek zorunda? Eğer böyle bir şey varsa ben bu tanımlamalara kesinlikle uymuyor ve uymamaktan da mutluluk duyuyorum. Black metal bir müzik türüdür ve sabit bir ideolojisi olmadığına inanıyorum. Varsa da beni ilgilendirmiyor. Ben kendi düşünce ve duygularımı önemseyip onları anlatmayı tercih ediyorum. Black metalin müzikalitesi benim için eşsiz bir bağlılık nedeni. Karanlıksa karanlığım ama öyle görünüyor ki bu alışık olunan karanlık gibi değil. Ben alışıldık değilim belki… Sözler bahsettiğin şeyleri içeriyor ama dediğim gibi bunu albümü dinleyenler kendileri keşfetsin ve mesaj, tavsiyelerden dikkate alırlarsa kendi paylarına düşeni alıp çıkarsınlar.

Tom Araya olsun, Dave Mustaine olsun, şu sıralar eski tayfadan birçok müzisyenin dini inançlarıyla ilgili açıklamalar yaptıklarına şahit oluyoruz. Hatta Mustaine, Tanrı ve din karşıtı sözleri olan gruplarla – Rotting Christ gibi – sahneye çıkmayı bile reddediyor artık. Çok kişisel bir soru ama din konusuna nasıl baktığını açıklar mısın bize?

- Bu maalesef çok yapmak istediğim bir şey değil. Korkuyor veya herhangi bir şeyden mi çekiniyorum? Asla! Ama bilirsin ki bu tarz şeyler her kişinin kendisine özel ve içinde yaşadığı durumlardır. Albümü hakikaten yoğun olarak inceleyen zaten anlayacağını rahatça anlayacaktır. Diğer saydığın isimlerin inançları ve bu uğurda yaptıkları işler, açıklamalarda kendilerini bağlar ama örneğin ben Dave Mustaine’in yaptığını asla yapmazdım. Hatta bu büyük bir antipati nedeni bence. Bir amacı varsa bile kullandığı yöntem yanlış. Antipati toplayacak açıklamalar kimseyi hedefe götürmez.

Türk metal piyasasındaki en çalışkan ve en üretken adamlardan birisin. Infected, Moribund Oblivion, Groza… durmak bilmeden bir şeyler yapıyorsun, bu piyasaya bir şeyler katmaya çalışıyorsun. Fakat tüm bu üretkenliğine rağmen en çok eleştirilen, en tartışmalı karakterlerden de birisin. Müziğini dinleyen de, dinlemeyen de senin hakkında fikir yürütüyor. Bir de senin bakış açını dinleyelim bu konuda. Sence bu kadar tepki toplamanın sebebi ne? Ve bu seni herhangi bir şekilde etkiliyor mu?

- Düşüncen için teşekkürler. Ben hakikaten bu müziğe her şeyimi koydum ve kuralsız, şartsız bağlıyım, seviyorum. Yaptığım işler veya içinde bulunduğum işler piyasaya hareketlilik getiriyor, bir şeyler katabiliyorsa ne mutlu bana. Eleştirilmek konusu çok geniş… Uzun yıllardır her yaptığım, hatta yapmadığım pek çok şey olumlu-olumsuz eleştirildi. Çoğu zaman dozaj çok abartıldı ve anlamsız tavırlar ve hakaretlerle de karşılaştım. Ben sadece müzik için uğraşıyorum ve bu konuda kafayı yemiş biriyim. Derdim sürekli üretmek, aktif olabilmek ve bu istikrarın sonucu olarak insanlarla müziğimi paylaşabilmek. Genel olarak bakıldığında düşüncelerim bu yöndeyken bu kadar eleştirilmemin anlamını kavrayamıyorum. İnsanlar arasında etkileşim çok. Hani derler ya biri kuyuya bir taş atmış 40 kişi çıkaramamış diye, işte benimki de o hesap. Dedikodular yayıldıkça müziğimizi dinleyende, dinlemeyende, beni tanıyan da tanımayan da ileri geri konuşup yorumda bulunuyor. Bu kadar tepki toplamak için inan ki özel bir şey yapmıyorum. Yaptığım tek bir şey var, o da üretmek ve sürekli aktif olmak. Bu da bazılarına batıyor sanırım. İyi de bir müzisyen sürekli üretmezse, çalışmazsa neye yarar? Eleştirilerin üzerimde elbette etkisi oluyor ama çok karamsarlaşmadan hemen gitarı elime alıyorum ve yeni bir şeyler üreterek atlatıyorum.

Tipik Türk black metal dinleyicisi, müzik bilgisi ve dünya görüşü açısından nasıl biri sana göre? Ve nasıl olmasını isterdin?

- Daha yolun başında. Araştırmak, müzikaliteye değer vermek vs. bunlar çok önemli. Hepsi belli birikimler gerektiren şeyler. Bizde hep eleştirmek var. Ok. Ama neye, kime ve hangi bilgi birikimine göre eleştiri? Dünya görüşü, egoları oturmamış ve karakter bunalımını atlatamamış ergenlik dönemindeki arkadaşların bu dünya düzeninde ve Türkiye gibi bir yerde kendilerini çok iyi yetiştirmeleri gerekiyor. Sağlam, olgun bireyler olabilmek, toplumda kariyer sahibi olabilmek çok önemli. Bunları önemseyip saygın olabilmeyi başarmış bireyler olmasını isterdim Türk black metal dinleyicisinin. Zaten böyle olsa ne satanizm saçmalıkları, nede ona buna boktan eleştiriler olur.

Türk black metal piyasasında beğendiğin isimler kimler? Albümünü Midasın Kulaklığı stüdyolarında, Ominous Grief’ten Cüneyt’in prodüktörlüğünde kaydettin. Mutlaka orada yeni OG kayıtlarını da dinlemişsindir örneğin. Ben çok başarılı buldum, senin fikrin nedir? Black metal yapan gruplar dışında neleri, kimleri dinlersin?

- Ominous Grief çok iyi. Cüneyt zaten Türkiye’de black metal konusunda tartışmasız 1 numara. Moribund Oblivion olarak da açıkçası Türkiye’deki en büyük rakibimiz Ominous Grief’tir. Ama harika bir dostluğumuz var kendileriyle, bilhassa benim Cüneytle. Onun dışında tabiki çok yetenekli gruplarımız var. Episode 13 var mesela. Ben onları bizim Infected’a benzetiyorum. O zamanki ruh halimizi ve tarzımızı yansıtıyorlar sanki. Umarım sonları bizim gibi olmaz tabii… Ravenwoods, Black Omen, Nefastum gibi gruplar da gerçekten çok umut vaat ediyorlar. Umarım ruhlarından bir şey kaybetmez ve aynı gazla devam ederler.

Türk black metal grupları arasında dayanışma ve dostluk ne derecede mevcut? Zor kabul gören, dinleyici kitlesi çok az olan, çoğunluk tarafından çok eleştiri alan bir müzik yapıyorsunuz. Bu sizi birbirinize bağlıyor mu yoksa herkes kendi kendine mi çabalıyor?

- Açıkçası dayanışma ne kadar var bilmiyorum ama ben Türk black metal gruplarının hepsini destekliyorum. Bu kesinlikle politik, stratejik bir laf değil, gerçekten böyle düşünüyorum. Haa onlar beni ne kadar seviyor ve destekliyor bilemem ama ben bana en düşman olanını bile destekliyorum. Sonuçta Türk black metali adına bir şeyler yapılıyorsa bunu desteklemek lazım.

Yabancı black metal grupları arasında beğendiğin ya da örnek aldığın isimler kimler ve niçin? Peki felsefesini ya da müziğini hiç beğenmediklerin?

- Kimseyi örnek almıyorum hakikaten. Ama tabiki beğendiklerim var. Immortal, Dark Funeral gibi gruplar hep iyi işler yaptılar. Dimmu Borgir keza öyle. Dark Throne, Mayhem işin başka güzel bir boyutu. Bu gruplar hep özel tabi benim için. Beğenmediklerim önemli değil. Beğenilenlerin konuşulması daha doğru. çünkü başarılı olanlar onlar.

Moribund Oblivion’un da yeni albümü çıkmak üzere. Tarihi kesinleşti mi? Biraz da bu albüm hakkında bilgi alalım.

- Kayıt bitti. Manowar konserine yetiştirmeye çalışacağız. Albüm eminim ki büyük ses getirecek. Hem yurtiçinde, hem de yurtdışında. Bu albüm için çok çalıştık ve kastık. Gerçekten şu ana kadarki ürettiğimiz en farklı müzik oldu. Çıkmadan ve sizler dinlemeden kelimelerle anlatabilmem mümkün değil. Khanjar’dan bile öyle farklı ki… Zaten Moribund Oblivion’da yeni bir konsept oluşturmaya çalışıyoruz. Tabi bu sadece imajla olacak bir şey değildi ve bizde müzikte farklılık yaratmak için elimizden geleni yaptık. Sonuçtan son derece memnunuz, umarım çıkınca sizlerde beğenirsiniz.

Bundan sonrası için planların neler diyerek bağlayalım istersen.

- Hep aynı… üretmek ve sunmak! Aynen devam…

Teşekkürler, görüşmek üzere!

- Ben teşekkür ettim.




Seyda Babaoğlu




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder