2 Şubat 2011 Çarşamba

Abigail Kış Tatilinde / Bölüm 2


Kaldığımız yerden devam ediyoruz:

1 Şubat 2011, Salı

Yok, belli ki bana uyku haram.

Bir insan tatilken eşi de tatil olmalı kardeşim! Ben mecbur muyum ya onun çalar saatinin asap bozucu sesiyle uyanmaya!

Neyse, sakin ol Seyda. Kalk iş yap sen de o zaman. İşleyen demir İsildur.

Aaaa kar yağıyo! Yaşasın!!! Aaa! Durdu!

10 dakika kadar süren zorlu kış mevsiminden sonra yine güneş, yine bahar. Bi kakao yapıp da pencereden kar yağışı seyretmeye yetişemedim. Bir köşede hazır bekletsem mi neskuikimi? Ya bi daha yağarsa? Bi beş dakka falan?? Hadi be.

Yok. O halde markete git Seyda. Ooo, UNO Croissant çıkarmış. Alma Seyda. Bi ton kalori. Disiplin evet, bravo! Kinder Pingui ve Süt Dilimi? Al tabii, gerekli besinler onlar. Onlarsız geçen ara yıllarının acısını çıkart.

Aha, Arka Koltuk başladı. Hmm, konu sanal dünya. O halde Rock FM’i ara, yayına bağlan, kocayla konuş, Playstation’ına laf sok (Replik: “Sanal dünya ne midir? Salonda Playstation oynayan kocadan çalışma odasına ve dolayısıyla internete mecburi bir kaçıştır!”). Tamam, bu işi de hallettik.

Şimdi naapsam? Yemek, evet! Yemek yapmak çok zevkli bir iş, vakit varsa eğer. Eh, vakit var, malzeme var, o halde neden kek yapmıyorum ki? Bir de çorba? Bir de fırın patates? Bir de tavuk sote? Oh yes, bu da tamam.

Mete eve hasta geldi. Besle onu, ilaç ver, tamam şimdi de TV vakti. Köpeklere Fısıldayan Adam Cesar Millan yine bir takım köpüşleri rehabilite etsin, biz de zevkle seyredelim. Geçen gün Matt Sorum’ların Fransız buldog’unu “düzeltti”. Güzel sayıydı. Evet sayı, ne var?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder