28 Kasım 2010 Pazar

Asafated konseri, Kemancı, 27 Kasım 2010


27 Kasım 2010 günü, en kötü günümüz böyle olsun dileğini hak eden günlerden oldu. Asap bozucu lodos bile asabımızı bozamadı, zira gündüzün tamamını çok sevdiğim insanlarla çok sevdiğim bir atmosferde geçirdik. Akşam olunca da dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına demir attık: Kemancı biz gittiğimizde henüz boştu, soundcheck ile uğraşan Tanju-Atilla-Burak-Barbaros kadrosu ve birkaç sıkı dost dışında. Ancak kısa bir süre sonra mekan, daha doğrusu bahçesi (sigara içmek hala niye bitmedi ya?) düzenli bir insan akımına uğramaya başladı. Asafated’i en başından beri bilen, takip eden, mensubu olduğumuz dino tayfa da vardı, şimdi yakalamış olan genç tayfa da.

Nihayet grup için Kemancı’yı doldurmuş hıncahınç kalabalığın beklenti dolu gözleriyle karşılaşma ve beklentileri fazlasıyla karşılama vakti geldi. Saat 22.00 gibi sahne aldıklarında, daha ilk notalar basıldığında, zaman yolculuğumuz başladı, 15 yıl öncesine döndük…

1995 yılı, Levent Concert Hall…Sahnede Asafated’i ilk kez gördüğüm gün. Hayatımda çok önemli bir yer tutacağını daha o gün anlamıştım. Bununla ilgili bir yazı da yazmıştım (http://seydababaoglu.blogspot.com/2009/11/asafated-size-ne-ifade-ediyor.html – yazının İngilizce yazılmış olması yurtdışına gönderilecek olmasından dolayı idi). Yine başka bir linkte bulabileceğiniz bir yazımda (http://seydababaoglu.blogspot.com/2009/11/nereden-nereye-bolum-1.html ve http://seydababaoglu.blogspot.com/2009/11/nereden-nereye-bolum-2.html ) bu konsere ve başlatacağı şeylere değiniyorum. Görüldüğü üzere yazmaktan, öneminin altını çizmekten bıkmayacağım bir gruptan bahsediyoruz.

Evet, hayatımda çok önemli bir yer tutacağı daha o günden belliydi Asaf’ın, ama o gün, o konserde, kim bilebilirdi ki ileride en yakınım, en sevdiğim olacak insanların neredeyse tümü ile ilk kez karşılaştığımı? Kimine saati sormuşum, kimini sahnede görmüşüm, kimi ile sadece o gün o binanın içinde o büyülü havayı beraber solumuşum…Ve 90’ların metal tarihinin en unutulmaz günlerinden birinde, kült olacak grupları birlikte seyretmişim.

Benim için Asafated konserleri “aile” demektir. Sahnedekiler canım arkadaşlarımdır, her parça ise DNA’ma kazınmıştır, Tout va Bien’in her notası ruhumla karışmıştır…çevirisini bizzat yaptığım parçalar vardır, kayıtlarında bulunduğum parçalar vardır…anılar, anılar, anılar vardır…geçmişten geleceğe uzanan, hiç kopmamış, asla kopmayacak bağlar vardır…Asafated “aile”dir.

Asafated aynı zamanda “ruh”tur. Konseri izlerken başka bir can dostumla fikir birliğine vardığımız nokta, hiçbirimizin, ne kadar değişsek de, değişmediğidir. Evet, hepimiz elbette son onbeş yıl içinde çok değiştik. Belki dış görünüşümüz değişti. Belki ilgi alanlarımız değişti, çeşitlendi. Belki çeşitli işler değiştirdik, belki hayat tarzlarımızı, belki görüşlerimizi. Hatalar yaptık. Pişmanlıklar yaşadık. Acılar çektik. Dersimizi aldık. Hepsi bizi ileriye götürdü. Gerçekte neyin önemli olduğunu, neyin olmadığını billur berraklığıyla gören, bilen insanlarız artık. Ama kendimize kattığımız her değerin yanı sıra o 15 yıl önceki ruha sahibiz hala, ve yaşımız kaç olursa olsun, kolektif bilinçaltımıza işlemiş notalar salona yayılmaya başladığı anda hepimiz aslında tekiz. O yüzden değişen hiçbirşey olmuyor, aynı zevkle konseri ilk dakikalardan son coşkulu dakikalarına kadar izlemeye, “bir” olmanın, tek bir ruh olmanın tadını sonuna kadar çıkarmaya devam ediyoruz ne zaman bir araya gelsek.

90’ların ruhu Kemancı’da neredeyse elle tutulur şekilde materyalize olmuş durumda konserin bitiminde.

Bir duygudan diğerine savrula savrula konseri arınmış biçimde bitirdik. Gözlerimdeki parıltıyı kaydeden bir kamera olsaydı, nerelerde neredeyse ağlayacak gibi olduğumu, nerelerde aklımda hangi sahnenin canlandığını, nerelerde hangi sözlerin beynimde yankısını duyduğumu, sadece işitsel değil, tüm duyularımın neleri bana tekrar yaşattığını ancak ben bilebilirdim. Dışarıdan görünen ise sadece gözleri parlayan bir kadın olurdu.

Masumiyet kaybolmamış. Ve eninde sonunda, tout va bien…

Dün geceyi gerçekleştiren her şeye ve herkese teşekkürler.

3 yorum:

  1. hiç bitmesin istedim dün akşam.....ama her güzel şeyin sonu olduğu gibi konserde bitti...ve biz yeniden dünyaya dönüp biraz keyfi yorgunlukla ve sakin sakin evimize döndük,sıradan hayatlarımıza devam etmek için....

    YanıtlaSil
  2. murat özdemir28 Kasım 2010 19:03

    yahu ben adsız diilim murat özdemirim ben :D :D

    YanıtlaSil
  3. çok güzel, çok samimi olmuş biran o aksamı tekrar yaşadım eline sağlık canım

    YanıtlaSil