8 Eylül 2010 Çarşamba

Linç kültürü



Bugünlerde sadece medya’nın değil, sosyal paylaşım sitelerinin de gündemdeki konusu U2’nun ilk Türkiye ziyareti. Ben de son yazımda U2 ile ilgili bir şeyler karalamıştım ve yorumları izleyeceğimi söyleyerek bitirmiştim.

Bu konser vesilesiyle yine çok net olarak gördüğümüz bir husus var, o da bir kısım Türk insanının tanımadan, bilmeden, anlamadan-dinlemeden adam asmaya, yargısız infaza ne kadar meraklı ve ne kadar kolay yönlendirilebilir olduğu. Bu “mob” zihniyeti ve ağızlardan salyalar akıtarak linç etme arzusu bana bazen 21. yüzyılda değil de karanlık çağlarda yaşadığımızı düşündürüyor. Cehaletin verdiği cesaret, az gelişmişliğin verdiği kompleksli “asarız-keseriz” tavrı sanal alemde de en az sokakta olduğu kadar mevcut. İlkellik dizboyu, ama analitik, rasyonel, soğukkanlı yaklaşım yok denecek kadar az. Üstelik bahsettiğimiz toplumun hesapta okumuş-etmiş, klavye başında oturan sınıfı!

İnsanları istediğiniz yönde etkilemek, istediğiniz yöne çekmek o kadar kolay ki. Trend neyse bu bir kısım klavye insanı sorgulamadan, araştırmadan hemen o akıma kapılıp o “çok değerli” fikirlerini her yoldan beyan etmeye koşuyor. İletişim çağında yaşıyoruz ya, herkes, bir konuda sağlam dayanakları olan fikirleri olsun olmasın, her konuda “iletişip” duruyor. Bu kakofoni, bu yorum kirliliği bir noktada artık can sıkıcı olmaya başlıyor. Bunları görmeden, duymadan yaşamanın imkanı yok.

Şimdilerde moda Bono’ya sayıp sövmek mi? Tamam, hadi hep beraber Bono’yu lanetliyoruz! Hatta dörtte birini teşkil ettiği U2 grubunu da lanetliyoruz! Tanımıyoruz ama olsun! Birileri lanetliyorsa kesin haklıdırlar, kendi fikrimizi oluşturmak için araştırma yapmamıza gerek yok! (Fikir sahibi olmadığın bir konuda susma opsiyonuna da sahipsin oysa, biliyor muydun?)

Afedersiniz ama insanın kendi aklına, kendi zekasına, kendi değer yargılarına bir saygısı olmalı diye düşünüyorum. Omurgasız yaşam, rüzgar nereden eserse oraya dönmek, bunlar kendi içinde sağlam bir duruşu olan bir birey için çok ama çok korkunç düşünceler. İşte bu yüzden bazı insanların bu yaşam tarzını çok normal bir şeymiş gibi kabullenmelerini ve hatta kendilerine bakmadan başkalarını yargılama hakkına sahip olduklarını düşünmeleri bana fena halde ters geliyor.

“Bana iyi kötü bir beyin verilmiş, okulda da okuma-yazma öğretilmiş. Birileri bilmemne forumunda / falanca sözlükte / tivitırda / feysbukta bilmemnerede bir şey demiş diye gaza gelmeden önce bir bakayım, gerçekten aynı fikirde miyim” diye düşünmeden hareket etmek modern, kendine saygısı olan bir insanla son derece çelişkili bir tavır bana göre. Dikkatle araştırıp okuduktan, anladıktan sonra kendi fikrini oluşturur, olumlu ya da olumsuz fikrini insanların kişilik haklarını da gözeterek, hakarete ve karalamaya girmeden beyan edersin beyan etmek istedikten sonra. Ama sırf “Bana ne, internetin sağladığı kolaylıkların ve anonimliğin arkasına sığınarak filanca kişiye hakaret de ederim, yalanla dolanla veya bazı şeyleri çarpıtarak insan da karalarım, kimse de bana bir şey yapamaz” diyorsa vah o zavallının haline derim, zira o kişi gerçekten korkunç bir kompleks, korkaklık, kişiliksizlik, çekememezlik ve cehalet çukuru içinde kıvranıyor olmalı.

Bu yazıyı bile “Ah-ha! U2’yu savunmuş! Saldırın!” diye okuyacak (okuma denmez ya buna) kişiler çıkabilir. Bono’ya veya U2’ya ne bir saldırı, ne de savunma vardır oysa bu yazıda. Onlar sadece gündem dolayısıyla bu yazıya bahane olmuşlardır. Ben bir prensipten, bir hayat duruşundan, kendilerine ve başkalarına saygıdan, ve insan kadar karmaşık bir varlığı tek bir hareketi veya sözü üzerine toptan lanetlemek yerine sadece o hareket veya sözü ele alabilecek kadar objektif yaklaşmaktan bahsediyorum.

Toplumun takip edebildiği bir iş yapıyorsanız elbette olumlu-olumsuz eleştiriler hep olacaktır, daha iyisini yapabilmek için olması da gerekir. Ancak dayanağı olmayan, sadece acele ve hiddetle birini yargılamaya yönelik beyanlar ve çarpıtılmış röportajlar, yazılar vb. üzerine yapılan, kişilik haklarına saygı göstermeyen, hatta hakarete giren “fikir”ler ve yorumlar değersizdir, fikir değildir, dikkate de alınmaya değmez.

Çirkin, cahil ve körü körüne yapılmış saldırılar yerine gerçek bilgiye dayanan, düzeyli şekilde ifade edilen fikirlerin tartışıldığı bir dünya ne de güzel bir düşünce. Gerçekleşir mi?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder